‘Yeryüzünü Yönetilebilir Kılmak’

0

Yeryüzünün egemenleri, ideolojilerin sonunu getirmek için yanıp tutuşuyorlar, ideolojilerin sonunun geldiğini etekleri zil çalarcasına ilan ederek ideolojilerin sonunun gelmesini kolaylaştıracaklarını umuyorlar. Yeryüzünü yönetilebilir kılmak için değişik türlerde uyuşturuculardan yararlanıyorlar.

*

Değerli Alpaslan Işıklı’nın bu sözlerinin sağlamasını yapmak zahmet gerektirmiyor. Onyıllardır ‘yaymaca’ ve ‘algı yönetimi’ olarak adlandırdığımız siyasi kavramlar, anlamını bugün toplumsal ve kişisel yaşamlara doğrudan sızan ve kişileri biçimlendiren küresel kültürde buluyor.

Ürün niceliğindeki artışa karşın sanatın niteliğinin budandığı, teknolojideki yükselişe karşın bilimin hem coğrafi hem de çalışma alanları bakımından hiç olmadığı kadar tekelleştirildiği, çok konuşulan ama pek az şey söylenen bir dönemde yaşıyoruz.

Bu durumun yarattığı ‘tüketicilik’ içinde insanlar, büyük bir seçenek karmaşasının içinde birey olabilmek için doğru yerlerden beslenmek; akıntıya kapılıp sürüklenmemek için çoğu zaman çevresine ve kendisine karşı bir savaşım vermek zorunda kalıyor.

*

Tüketimin karşısına üretimi, ücretin karşısına değeri, görünenin karşısına gizili koyabilmek için bunca uğraş gerekirken, toplumsal sorunlarda içtenlik ve yalınlık aramak aşırı iyimserliktir. Dünya yapaylaşırken toplumların üzerine boşaltılan açmazlar da dallanıp budaklanmakta, gerçekliğini yitirmekte, aldatıcı, dikkat dağıtıcı birer yansımaya dönüşmektedir.

Yaymacanın, yani propagandanın, yalnızca faşist devlet yönetimlerinin ayakta kalmak için başvurduğu bir yöntem olduğuna inanmak güncel koşullarımızla çelişir. Yaymaca, tarih boyunca emperyalizmin en güçlü gizli silahı olmuştur. 20. yüzyılda emperyalizmin ezilen ulusların karşısında aldığı yenilgiler, Batı’ya bir ders vermiştir: Yenilemeyen toplumlar, dönüştürülmelidir. Bizim örneğimizde, bu bütün dünyanın dönüştürülmesi anlamına gelir.

*

Tüm dünya, yoğun bir düşüngüsel bombardıman altına alınacak ve ulusçu atılımların zararları konusunda tüm dünya ikna edilecektir. Aynı anda da, IMF ve Dünya Bankası gibi ekonomik; NATO gibi askeri ve BM gibi siyasi örgütlerin yönetimindeki yeni dünyaya güzellemeler düzülecek, kısacası yapılan yaymacayla; bağımsızlığı isteyen, özgür ve özgün ülkelerde yaşamayı arayan, kendi geleceğini kendi yaratmak isteyen halklar; bağımsızlıktan vazgeçip sömürge olmaya koşmak üzere kandırılacaktır.

Bağımsızlık andı içmiş, bunun için kan dökmüş ve savaşmış devletler, yeni dünyanın özgürlük yalanlarıyla aldatılacak; bağımlılıktan sıyrılacak ama, bağımsız değil, yarı bağımlı konuma gelecek ve bağımsızlık için savaşan diğer devletlere de bu yarı bağımlılığı sıçratacaklardır. Küçümsenemeyecek bir boyutta kimlik kayması!

*

Uygar dünyanın ve demokrasinin beşiği Helen uygarlığıdır savından 19. yüzyılın ‘saf ırk’ arayışlarına, yeni dünyanın keşfinden Amerika’ya, Hindistan’a ve Afrika’ya götürülen uygarlığa, son yıllarda çokça duyduğumuz ulus devletin aşılmasından ‘küresel köy’ safsatalarına dek dünyanın son 300 yılı, Batı’nın kaba güçle dayattığı kalıplara inanmakla geçmiştir.

Ulus devlete karşı federalizmin yararları bol keseden sıralanırken Türkiye’nin bundan sıyrılması düşünülemezdi.

Türk Devrimi’ni etkisizleştirmenin ve karşıdevrimi kabartmanın en güvenilir yollarından biri tarihi bozmaktır ki, Rıza Nur, Mevlanzade Rıfat gibi ilk karşıdevrimciler de; Derin Tarih, (bir süre öncesine dek) Zaman, Yeni Şafak gibi Yeni Türkiye sancaktarları da bu yola başvurmaya alışkındır. Buna “Türkiye yapaydır,” diyen Alman sivil toplumculuğunu, “Kemalizm’in sonuna gelindi,” ve “Cumhuriyetin merkeziyetçi yönetimi bugünün gereksinimlerini karşılayamaz,” diyen CIA yetkililerini, “Tarihimizi 1919’dan başlatan anlayışı reddediyorum,” diyen yöneticileri eklediğimizde, yalnızca Türkiye’nin son 100 yılında hangi düşüncelerle hangi düşüncelerin çarpıştığını değil, birbiriyle çelişir ve çatışır görünen toplulukların nerelerde kenetlendiğini de görebiliriz.

Safsatalara, aldatmalara, yalanlara ve yaymacaya karşı bilime dayalı savaşım vermek bir gerekliliktir. Ama emperyalizmin ve emperyalizmle kenetli ‘görevlilerin’ tüm dünyada ve Türkiye’de gerçekleri dilediklerince eğip bükmelerini kalıcı olarak önlemenin yalın bir yolu vardır; bu da özgürlük ve bağımsızlıktır.

Paylaş

Yazar Hakkında

Can Güçlü

Yorum yapabilirisiniz

seven + 4 =