Solculuğu Feodalizmin Marabası Yapanlar

0

Emperyalist merkezler, bizzat kurdukları, kuruluşuna katkıda bulundukları, önünü açtıkları terör örgütlerini kullanırlar. Hem araç olarak, hem de sorunlu bölgelere müdahale etmenin gerekçesi, sebebi olarak.

Geçmişte Asala, günümüzde PKK, El Kaide, El Nusra, Taliban, IŞİD gibi terör örgütleri bu kapsamda değerlendirilir. Örneğin, IŞİD’in Ortadoğu’daki Sünni – Şii çatışmasından, ABD’nin Irak’ı işgaliyle bölgede iyice belirginleşen istikrarsızlıktan, otorite boşluğundan, bölgenin ekonomik, demokratik, toplumsal, siyasal geri kalmışlığından ve baskıcı rejimlerden beslendiği bilinmektedir. Tüm bunlar, ABD’nin bölgeye müdahale etmesine zemin hazırladığı gibi, bölgeyi istikrarsızlaştırmakta, Müslümanları birbirine kırdırmakta, İsrail’in de işine gelmektedir.

Geçmişte, Soğuk Savaş yıllarında Afganistan’da El Kaide, ABD’nin desteğiyle Sovyetlere karşı savaşırken, Suudi Arabistan oluk oluk petro-dolar vermiştir. Şimdilerde El Kaide ile IŞİD birbirlerini cihad çizgisinden sapmakla suçlarken, ABD malı silahlarla Müslüman kanı akıtırken, bu işten kazançlı çıkanlar batılı silah tacirleri, petrol şirketleri, emperyalist merkezler ve onların uzantılarıdır. Dikkat edilirse, PKK’dan IŞİD’e kadar bu terör örgütlerinin hiçbirinin, emperyalist merkezlere yönelik tek bir eleştirisi, tek bir eylemi yoktur. Olamaz da. Çünkü hepsinin ipi emperyalistlerin elindedir. Etnikçiliği devrimcilik sanan, mezhepçiliği solculuk sayan mütareke entelleri, müstemleke demokratları bu konulara hiç değinmezler. Çünkü Roboski, Rojava, Kobani üçlemesinde, bölgeye insan hakları, özgürlük, demokrasi getirecek gücün ABD ve bölgedeki beslemeleri olduğuna inanırlar.

Türk solunu, etnikçiliğin, mezhepçiliğin, Sorosçuluğun, sivil toplumculuğun, AB’ciliğin, ABD emperyalizminin taşeronlarının peşine takmaları, marabası, yedek lastiği, mayın eşeği yapmaları bundandır. 1980 öncesinde emek, eşitlik, bağımsızlık, antiemperyalizm, sınıf, sömürü diyen solcuların, şimdilerde AB’den özgürlük beklemeleri, “Biji, serok Obama” diye slogan atanlarla kol kola girmeleri, Alevicilik, Kürtçülük yapmaları, Lenin’in yerine Şeyh Sait’i, Marx’ın yerine Said-i Nursi’yi, Troçki’nin yerine Seyit Rıza’yı koymaları bundandır. Dünyanın gördüğü en büyük devrimcilerden olan, düşmanlarının bile saygı duyduğu, üçüncü dünyanın, mazlum milletlerin hayranlık beslediği Atatürk’e saldırmaları, sövmeleri bundandır. TÜSİAD başkanıyla beraber açılım pastası kesip, yeni anayasa için birlikte halay çekmeleri, etnik temelli terör örgütünü sivil toplum kuruluşu olarak selamlayıp, tarikat ve cemaatleri özgürlüğün güvencesi saymaları bundandır. ABD’nin işgal kuvvetlerini Güneydoğu Anadolu’ya davet eden, Irak işgalini, Suriye saldırısını “bölgeyi özgürleştirici hamleler” olarak gören, toprak ağalarıyla, uyuşturucu baronlarıyla iş tutan, düzen partilerinin dönmekten başı dönmüş kurucularıyla, eski milletvekilleriyle seçimlere katılan, ama ağzına toprak reformunu, feodalizmi almayan HDP’yi göklere çıkarmaları bundandır. O yüzden dünün cemaatçi tetikçileriyle, ‘yetmez ama evet’çileriyle, akil adamlarıyla, TESEV uzmanlarıyla birlikte, Ahmet Altan’dan Tarhan Erdem’e, Ufuk Uras’tan Şahin Alpay’a uzanan geniş bir yelpazede, HDP’yi destekliyorlar.

Türkiye’nin tarihi ve coğrafyası, ders almayı bilenler için öğreticidir. Misal; Irak’ı işgal ederek fiilen üçe bölen ABD, ülkenin cumhurbaşkanlığı, meclis başkanlığı ve başbakanlık koltuklarını, ülkenin etnik-mezhepsel dağılımına göre dağıtmıştır: Kürt cumhurbaşkanı, Sünni meclis başkanı, Şii başbakan… Bu tablodan ne yurttaş bilinci, ne sınıf bilinci, ne de ulus bilinci çıkar. Oysa önce yurttaş, sonra yoldaş olunur. Birey olmadan, ne emekçi bilinci, ne burjuva bilinci oluşur, olgunlaşır.

Özgürlüğü ve bağımsızlığı savunmak için, önce emperyalizmden ve feodalizmden bağımsız düşünmek, onlara muhalif olmak gerekir. Feodalizmle barışık, emperyalizme hayran bir devrimcilik olamaz.

 

Paylaş

Yazar Hakkında

Barış Doster

Yorum yapabilirisiniz

4 × 1 =