Kıbrıs Gazileriyle Röportaj: “Filmlerde izlediğiniz kahramanlardan çok daha fazlasını yaşadık”

0
Ulusal ve uluslararası boyutuyla en çok da Kıbrıs Türklerinin kaderini etkileyen 20 Temmuz 1974 tarihli Kıbrıs Barış Harekatı’nın 42. yıl dönümünde, Ulus Gazetesi olarak, Kırklareli Babaeski Muharip Gaziler Derneği’nde Kıbrıs gazileri ile birlikte röportaj gerçekleştirdik. Kıbrıs Barış Harekatı ve sonrasında yaşananları ve gazilerin günümüzde yaşadığı sorunları konuştuk.

Röportaj: Beyza Selen Çavuş

  • Öncelikle Ulus Gazetesi olarak röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Günümüzde Gaziler Derneği ne gibi maddi ve manevi sıkıntılarla boğuşmaktadır?

Namık Kahraman (Dernek Başkanı): Ben size bir iki cümleyle gaziler camiasının bir özetini anlatayım. Türkiye genelinde yüze yakın temsilcilik var. Ankara’da da bir genel merkezimiz bulunuyor. Onun da başkanlığını emekli bir albayımız yürütüyor. Maddi kısımdan öncelikle bahsetmek istiyorum. Biz her yıl, kişi başı 50 lira aidat topluyoruz. Toplanan paranın %25’ini en yakınımızdaki temsilciliğe yolluyoruz, yani Çorlu’ya. Onlar da genel merkeze yolluyor. Bunun dışında bir gelirimiz yok. Biz burada elektrik ödemiyoruz, kira da vermiyoruz. Belediye üstleniyor. Fakat görüldüğü üzere biz burada çok kalabalığız ve bize ayrılan yer çok küçük. Gazilerimizden biri vefat ettiğinde, milli ve dini bayramlarda, harekatın yıl dönümünde ve 19 Eylül Gaziler Günü’nde dernekçe gitmemiz gereken yerler oluyor. Belediyemiz bize araba tahsis etmiyor değil; ama kimi zaman sorun da yaşıyoruz. Dini bayramlarda durumu olmayan gazilerimize ve ailelerine maddi yardımda bulunmaya çalışıyoruz; ama hepimizin durumu da belli. Bu konuda gerekli makamlardan daha duyarlı olmalarını rica ediyoruz. Manevi olarak yaşadığımız zorluklara gelince halkımız, gençliğimiz çok ilgisiz. Biz en azından milli bayramlarda, bizim için anlamlı günlerde bir parça saygı ve sevgi bekliyoruz. Biz filmlerde izlediğiniz kahramanlardan çok daha fazla şey yaşadık ve hepsini Türk vatanı için yaptık.

‘’DARBEYE KARŞIYIZ!’’

  • Bugün Kıbrıs Barış Harekatı’nın yıl dönümü olmasına rağmen derneğinizin tören düzenlememiş olmasının altında yatan sebep nedir?

Namık Kahraman (Dernek Başkanı): Biliyorsunuz darbe girişiminde hayatını yitiren vatandaşlarımız, erlerimiz ve polislerimiz oldu. Biz onların aileleri gözyaşı dökerken kutlama yapmak istemedik ve etkinliğimizi iptal ettik. Dernek olarak, hepimiz asker olsak bile darbeye, darbenin her türlüsüne karşıyız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği yolda demokrasiyi savunuyoruz. İstiyoruz ki halkımız hayatını silah altında, zorluklarla değil; demokratik ve özgürce bir biçimde yaşasın. Savaşlar son bulsun. Savaş görmemiş insanlar için savaşmak çok basit gelebilir, davulun sesi uzaktan hoş gelir. Mümkünse Kıbrıs Barış Harekatı sırasında yaşadıklarımızı anlatmak istiyoruz buradaki arkadaşlarımla.

  • Biz de oraya geliyorduk. Sizi dinliyoruz.

Nurettin Enginer (Kıbrıs Gazisi): Ben anılarımdan önce uzun zamandır bizi üzen bir durumu aktarmak istiyorum. 2013 yılında Kıbrıs’a gittik, can yoldaşlarımızı kaybettiğimiz topraklara… Kıbrıs Barış Harekatı’nın yıl dönümüydü ve üzerimizde gazi kıyafetlerimiz vardı. Lefkoşa sokaklarındayız. Kıbrıs halkı bize bir selam bile vermedi, hiçbir şekilde bizimle ilgilenmedi. Oysa ki biz evimizden onların hayatı için uzak kaldık, arkadaşlarımız onların hayatı ve bağımsızlığı için canını verdi. Ufacık bir selamı bile hak etmiyor muyuz?

  • Bu durum da sizi üzüyor haliyle.

Namık Kahraman (Dernek Başkanı): Derinden yaralıyor desek daha doğru. Biz istiyoruz ki kaynaşalım, ortak bir geçmişimiz ve acılarımız var. Kardeşiz. Neden bu soğukluk? Biz orada çok zor koşullar altında mücadele ettik. Nurettin Bey daha iyi anlatır, o çok zor durumlar yaşamış. Sözü ona bırakıyorum.

Nurettin Enginer (Kıbrıs Gazisi): Harekat başlayacağı zaman Mersin’e götürdüler bizi. Bir köylüm de harekata katılıyordu. Bana dedi ki ‘’İçime doğdu, bir daha görüşemeyeceğiz. Sana bir sarılayım.’’ Saçmalama dedim; ama meğer doğru hissetmiş. Harekat başladıktan birkaç gün sonra şehit düştü.

‘’YANMIŞ BUĞDAYLARI YİYEREK MÜCADELE ETTİK!’’

Nurettin Enginer (Kıbrıs Gazisi): Kıbrıs çok sıcak. Biz de aç, susuz… Bir gün silah arkadaşlarımla nöbet tutarken bir kuyu gördük. Sevindik, işte dedik sonunda su bulduk. İçine bir baktık ki, bir köpek ölmüş. İçilmez bu su demedik, çıkardık köpeği içtik o suyu. Yanmış tarlalardaki mahsulleri, buğdayları yedik. Rum askerlerinin geride bıraktıkları çantalarda her şey vardı. İçkisinden, sigarasına kadar her şey. Bizim çantamızda bir paket bisküvi bile yoktu. Yine de mücadele ettik. Bir yandan açlıkla, bir yandan düşmanla. İşte biz böyle koşullarda savaştık, yine de Kıbrıs halkından hak ettiğimiz ilgiyi göremedik.

Nevzat Gürsen (Kıbrıs Gazisi): Ben paraşütçüydüm. Bir gün komutanımız etrafı kolaçan etmemizi, eğer ortam müsaitse taarruza geçmemizi söyledi. Baktık iyice, düşman askerleri etrafta yok. Tamam dedik komutanım, başlayabiliriz. Elimizde silahlar, hedefimize doğru ilerliyoruz. Derken koşa koşa yaşlı bir kadın yaklaştı bize doğru. Gitmeyin evlatlarım dedi, saklanmışlar, gördüm. Anladık ki tuzak kurmuşlar bize, ortalık sakin gibi gösterip atağa geçecekler. Hemen geri döndük. O teyze olmasaydı hiçbirimiz hayatta değildik.

‘’KENDİMİZ AÇKEN ESİRLERİMİZİ AÇ BIRAKMAMAYA ÇALIŞIYORDUK!’’

Nevzat Gürsen (Kıbrıs Gazisi): Yine bir gece ele geçirdiğimiz yerleri geziyoruz. Bir evden ağlama sesi geldi, çocuk ağlaması. Hemen sese yöneldik, harabe bir evin içinden iki kız çocuğu çıkardık. Biri 15-16 yaşında, biri de herhalde 10 yaşlarındadır. Anne babaları ölmüş, çocuklar da korkuyla bu harabeye saklanmışlar. Bizi görünce önce korktular, sonra anladılar onlara yardım etmek istediğimizi. Güvende tutmak için esirlerimizin yanına götürdük. Esirlerimize de kötü muamele etmiyorduk. İnsan haklarını ve uluslararası anlaşmaları biliyorduk. Onlara her gün çorba ve ekmek vermeye çalışıyorduk ki biz kendimiz çoğu zaman açtık.

Nurettin Karaçor (Kıbrıs Gazisi): Her gün şehit veriyorduk neredeyse. Arkadaşlarımızın ölümünü görmek bizi çok yaralıyordu. Yine de daha fazla ölüm olmaması için mücadele etmeyi sürdürüyor, barış harekatını tamamlamaya ve Kıbrıs Türklerine yaşanacak bir vatan bırakmaya çalışıyorduk.

  • Savaştan oyunmuş gibi bahsedenlere ders niteliğinde olaylar bunlar.

Namık Kahraman (Dernek Başkanı): Elbette. En başında dediğimiz gibi savaş çok korkunç bir şeydir. Hiçbir toplum artık savaşı yaşamamalı. Harekat sırasında 498 Türk askeri şehit oldu, 1200 asker yaralandı. 70 mücahit ve 270 Kıbrıs Türkü de şehit düştü. 1000 Kıbrıs Türkü de yaralandı. Bunlar bir sayı gibi gözükse de hepsi insan.

  • Son olarak eklemek istediğiniz, Türk milletine söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Namık Kahraman (Dernek Başkanı): Biz Kıbrıs Gazileri olarak hak ettiğimiz ilgiyi görmek istiyoruz milletimizden. Biz vatansever insanlarız, gerçekten mücadele etmiş vatansever insanlarız. Biz milletimizi ve ülkemizi seviyoruz, aynı sevgiyi ve ilgiyi de milletimizden ve gerekli makamlardan bekliyoruz. Gazetenizin bizim sesimizi duyuracağına inanıyoruz. Bu konuda teşekkür ederiz.

20160720_145309

Paylaş

Yorum yapabilirisiniz

17 − fourteen =