Kadını ve Çocuğu Sömüren PKK

0

“Barış” sözcüğünün kabak tadı verecek kadar çok tekrarlandığı şu dönem, burnumuza kokusu gelecek kadar çok kanın aktığı bir dönem değil mi? “Birlik-beraberlik” vurgusunun yapıldığı şu dönem, aynı zamanda en çok ayrıştığımız dönem değil mi? Adeta bir “tersine dünya”da yaşıyoruz artık.
Hâl böyleyken üniversitesinden sokağına, derneğinden vakfına, meclisinden komisyonuna kadar herkesin konuştuğu “kadın”ın, en çok sömürülen olması bizi şaşırtır mı? Elbette şaşırtmaz; ama değinmekte fayda var.

Üniversitede okuyanlar ya da okuyan tanıdıkları olanlar bilir: Neredeyse bütün üniversitelerde bölücü terör örgütü çizgisinde iz süren çevreler, “kadın”ı diline en çok dolamış çevrelerdir (Terör örgütü ile ilişiği olmayan kadın topluluklarını tenzih ediyorum).

Üstelik bazen, bu çevrelerin, üniversitelerdeki tüm kadın öğrencileri temsile soyunmaya kalkıştıkları da görülür… Fakat seçim zamanı geldiğinde bölücü çevrelerin okul içi propagandasını yapan, siyasi dönemeçlerde örgüte etki ve hareket yetisi kazandırıcı etkinlikleri kollayanlar da yine bu çevrelerden oluşur. Bu nedenle üniversite gençliğinin büyük kısmı şucu-bucu demeden bir araya gelerek “Üniversitede PKK istemiyoruz!” diye haykırmıyorlar mı zaten? Haykırıyorlar…

Bu haykıran gençlerin içinde kadınlar var; kendilerini üniversitelerinde temsile soyunanları tanımadıklarını tepkileriyle gösteriyorlar ve kendi kadınlıklarını kendileri savunuyorlar. Peki niçin terör örgütü ile ilişkisi olan kadın topluluklarını tanımıyorlar? Tanımamakta haklılar mı? Yanıtını ben vermeyeyim, siz yorumlayın:

13 Şubat 2013 tarihinde TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu, terörle ilgili bir inceleme raporunu kabul ederek yayınladı. Bu raporda yer verilen çeşitli araştırmalara göre PKK içindeki kadın oranı %12-23 arasında değişmektedir. Bu raporlara göre örgüt içindeki kadın nüfusu, erkeklere göre azınlıktadır. Ancak 1996 yılından günümüze kadar 20 yıl içerisinde gerçekleşmiş PKK’ya ait 15 canlı bomba saldırısında kullanılan teröristlerin %50’den fazlası kadındır.

Örgüt içerisindeki mevcut kadın sayısı, erkeklerden az olmasına rağmen; intihar saldırılarında kullanılarak yok edilen kadın sayısı, erkek sayısından fazladır!

Televizyonlardan takip ettiğiniz diğer terör yandaşı eylemlerde de tablo aynıdır: PKK, sürekli olarak kadın ve çocukları öne sürmektedir. Yaptığı yayınlarda kadını bir “propaganda nesnesi” olarak kullanan odur.

Tüm bu kirli sahne arkasına rağmen perde önünde yüksek perdeden “kadın” ve “kadınlık” haykıranlar da yine onlardır! Kadının bir mal gibi alınıp satıldığı Güneydoğu’nun derebeylik düzeninden faydalanan, kuyruğu sıkışınca derebeyi ağa babalarını pazarlık için ortaya süren de odur; buna rağmen “kadın”ı diline dolayan da…

Bununla sınırlı kalsa iyi. İlgili TBMM raporunda yine geçtiği üzere, örgüte en düşük katılım yaşı 9’dur! Okuma-yazmayı bile yeni öğrenmiş, oyun çağını bile henüz atlatmamış bir çift bacak üzerinde yükselen ufacık bedenler, kanlı bir pazarlığın kurbanı olarak seçilmektedir. Soldan sağa hangi harflerle yazıldığını yeni öğrenmiş çocuklar, eli silah tutup parmağı tetiğe basacak birer mutant olarak yetiştirilmektedir.

***

Şimdi söyleyin, kadını ve çocuğu bir numaralı tüketim nesnesi haline getirmiş bu örgütün, “kadınlar” ya da “çocuklar” adına çeşitli üniversite ve çevrelerde oluşturduğu toplulukları tanımadığını söyleyen binlerce kadın ve erkek öğrencimiz haklı mıdır? Yoksa kadını ve çocuğu sömüren bu terör örgütünün izini sürenler, zaten toplumun kanayan yarası olan bu alanlarda üslenerek terör örgütünün ve yarattığı odakların etki ve hareket gücünü mü artırmaktadır?

Sanıyoruz ki cevap ikincisi olacaktır.

Paylaş

Yazar Hakkında

Üçüncü Şahıs

Yorum yapabilirisiniz

1 × five =