Eski AB Büyükelçisine Göre Türkiye’yi Neler Bekliyor

0

2006 ve 2011 yılları arasında Türkiye’de Avrupa Birliği Büyükelçiliği yapmış olan, şimdi ABD dış siyasetinde etkin düşünce kuruluşu Carnegie Endowment’ta çalışmakta olan Marc Pierini, “Türkiye’yi Neler Bekliyor” başlıklı yazısında darbe girişimini değerlendirdi: “Darbeye verilen asıl kayıp, Türkiye’nin demokrasisi olacaktır.”

İşte o yazının bir bölümü:

“260 civarında ölü, 1400’den fazla yaralı ve 3000’e yakın tutuklamayla, Türkiye, tarihinin zorlu bir evresine giriyor. Türkiye’deki askeri darbe geleneği, anketlerde AKP’nin çok övündüğü %50’sinin de ötesinde %80’e varan darbe karşıtı duruşa karşın yeniden Türkiye’nin üstüne çöreklenmekle kalmıyor, yitilen saygınlık da elle tutulur büyüklükte.

Askeri kalkışma, IŞİD’e karşı Türkiye’nin tam güçle desteklenmesi kararının çıktığı NATO zirvesinden günler sonra gerçekleşti. Ekonomik kayıplar çok önemli: Türkiye’nin en büyük başarılarından sayılan turizm ve hava taşımacılığı zaten terör saldırılarıyla zedelenmişti. Daha da can çekişecek.

Bölgesel olarak, darbe girişiminin sonuçları yasanın egemenliği ve kutuplaşma alanlarında da hissedilecek. Darbeci subaylara karşı büyük kapsamlı yasal işlem bekleniyor ve başbakan idam cezasının geri getirilme olasılığını dillendirmeye başladı bile. Yalnızca bu bile Türkiye’yi AB standartları çizgisinden uzaklaştırır ve AB’ye giriş müzakerelerinin askıya alınmasına bile gidebilir (bu da olasılıkla yönetimin dertleri arasında en sonuncusu olur). Sürgündeki din adamı Fetullah Gülen’in destekçilerine karşı girişilmesi olası cadı avı bunlardan da yıkıcı sonuçlar doğuracaktır.

Uluslararası düzlemde Batı dün akşam açıkça Erdoğan’dan yana oy kullandı, bunun gerekçeleri de yalındır. ABD’nin İncirlik üssünde kalıcı olarak konuşlanmış önemli bir askeri varlığı bulunuyor ve İncirlik, Suriye’nin kuzeyine operasyonlar düzenleyen IŞİD karşıtı koalisyon tarafından da günlük olarak kullanılıyor. IŞİD’in Rakka ve Menbiç’te savunma yaptığı bu günlerde, hele de ABD ve Rusya arasında bir tür eşgüdüm sağlanmışken, askeri operasyonların kesintiye uğraması düşünülemez.

Daha da önemlisi, Ankara’dan misilleme olasılığına karşın IŞİD’e karşı etkin bir tutum beklenmekte. Kendinden menkul terör hareketinin yalnızca bir yaşam alanı bulunuyor, o da Fırat Nehri ile Afrin adındaki Kürt yerleşiminin batı kanadı arasındaki Suriye-Türkiye sınır hattı.

Sonuçta, Türkiye’nin özgürlüksüz demokrasisi böyle bir darbe girişiminden sonra nereye gider? Bu dengesizleşme aşaması kısa sürmüş olsa da kaçınılmaz olarak Türkiye cumhurbaşkanını, başkanlık yetkilerini ele geçirmeye daha güçlü bir dürtüyle yöneltecektir.

Batı’dan gelen demokrasi ve yasanın egemenliği çağrıları bir şeyi değiştirmeyecek ve darbe girişimcilerinin yarattığı korku, daha sert bir yönetim yolunda iktidarın elini güçlendirecektir.

Darbeye verilen asıl kayıp, Türkiye’nin demokrasisi olacaktır.”

 

Paylaş

Yorum yapabilirisiniz

10 + twenty =