Dünyayı Yöneten Sürüngenler

0

Çevrede ve dünyada olup bitenleri irdelerken gerçeği yakalama eşiğimizi nasıl belirlemek gerekir? Gördüğümüz olumsuzluklarda ve anlaşılması güç olaylarda en yakın ve zahmetsiz açıklamaya sığınmak, gerçekleri mercek altına almak sayılabilir mi?

*

Gerçeklere erişebilmek için kişilerin düşünsel yetilerinin yerinde olması gerekir. Bu yetiler, dünyayı yönetmekte olan seçkin azınlıkça baskı ve denetim altına alınmıştır.

Toplumların sağlığını bozmak, düşünme becerilerini kısıtlamak, nüfus artışını önlemek, dünyayı yönetenlere karşı tepki gelişmesinin önünü almak için dünyanın her yanında işleme koyulan chemtrails projesine dikkat çekmek gerekiyor.

Gözünüzü havaya çevirin. Buluta benzemeyen, çizgiler halinde yayılan gök izlerinin masum uçak izleri olduğunu sanıyorsanız, oyuna geliyorsunuz. Yukarıda saydığım amaçlarla göğe salınan gazlar, tüm dünya nüfusunu etkiliyor.

Bilim, dünyayı yöneten seçkinlerin elinde öyle bir silaha dönüşmüş durumda ki, chemtrails, yaptıkları başka şeylerin yanında suçsuz kalıyor. Dünyayı yönetenler adına çalışan biliminsanları, dünyayı yok etmek için güneşi yok etmek gerektiğini anlamış bulunuyor. Bunun için güneşi -ve diğer tüm yıldızları- yok etmenin bir yolu bulundu. Yoğunlaştırılmış bir radyasyon ışını yıldızların tam çekirdeğine gönderilerek belli bir süre içinde bu gök yapılarının kendini içten içe yiyerek yok olması sağlanabiliyor.

Peki kendi dünyasını böyle bir kötülükle karşı karşıya bırakabilecek kadar şeytani ve güçlü kim olabilir? Dünya seçkinleri böyle devasa denetim düzeneklerini hangi işleyişle olanaklı kılıyor?

Çok kafa yormaya gerek yok. Elbette, UFO’larla yıllardır değintide olan, insan kılığındaki dünyadışı sürüngenlerle birlikte dünyaya egemen olan, yazılı tarihin öncesinden beri aynı örgüt yapısı ve amaçlarla dev bir ‘derin hükümet’ görevi gören Illuminati bunu yapabiliyor. Bu gizli yapı, şeytani ayinlerde ünlüleri kurban ederek kendi sapkın dinini bir gün tüm dünyaya dayatmak üzere yaşatıyor.

Varlıklarına ilişkin en büyük kanıt, büyük paraların döndüğü eğlence sektöründe başarı sağlayabilen tüm ünlülerin bu gizli örgütün simgelerini kullanması, her olanakta göz önüne çıkarmasıdır.

*

Söylediklerim pek de akla yatkın gelmediyse, üzülecek bir şey yok. Önceki bölümü, özellikle internette bolca yer alan ve bilinçleri tökezleten yaygın komplo teorilerinden derledim.

Chemtrails komplo teorisinin hiçbir bilimsel dayanağı olmayan ve bilgisizlikle toplumsal ölçekli kaygı bozukluklarından kaynaklanan bir akım olduğu anlaşılıyor. Basit mantığa yabancı olmayanlar için, dünyanın her yerinde atmosfere bırakılan kimyasallarla toplumlara saldırılması kuşkusuz rahatsızlık uyandırıcı bir düşüncedir, ancak aynı ölçüde de inandırıcılıktan uzaktır. Uçakların nasıl çalıştığını, atmosferle nasıl etkileşime girdiğini, bırakılan buhar izinin hangi hava koşullarında nasıl değişiklik gösterdiğini bilmeyen kişiler buna inanabilir. Bunları verilerle ve mantıkla açıklamaya yanaşmayan ‘inanmışlar’, elbette bir sonraki adım olması gereken biyolojik göstergelere da sıcak bakmazlar ve atmosfere bırakılan gazların nasıl olup da mesir macunu gibi kırk işi birden yaparak insanları hem aptallaştırıp, hem kısırlaştırıp, hem uysallaştırıp hem de hormonlayarak büyümelerini hızlandırdığı, bir gizem olarak kalır.

Aynı şey gezegenlerin çekirdeğine gönderilen radyasyon ışınları için de geçerlidir. İnternette “Illuminati’den ayrılan bir seçkinin itirafları” başlığıyla yer alan bu savlar, tüm gezegenleri yok edebilecek güçte bir silah bulunduğunu öne sürmekte ancak bu silahın kimler tarafından işletildiği, çalışma yönteminin ne olduğu, şimdiye dek yok edilen gezegenlerin hangileri olduğu, bununla ne amaçlandığı, amacı dünyayı yok etmek olan –olağanüstü pahalı- bir projeye kimin ne için destek verdiği gibi soruların yanıtını ‘saklı tutmaktadır’.

UFO’lar, dünyayı yöneten gizli sürüngenler, ünlü kesen satanistler gibi ayrıntılar, asıl lezzeti veren çeşnilerdir. Bir o denli ilginç olan, birçok ünlünün kıyısından köşesinden aynı tarikat için çalıştığı ve bunu müzik kliplerine gizemli simgeler yerleştirerek yaptıkları savıdır.

*

Komplo teorileri ne işe yarar? Bu görüşlerde gerçeklik payı yok mudur?

Akılda tutulmalıdır ki Türkiye, bu tür komplo teorilerini dışalımlamaktadır. UFO’lar ve dünyadışı varlıklar ve dünyayı yöneten tarikatlara ilişkin merak, öncelikle Batı kamuoyundan bize aktarılmıştır.

Bilinmezliklere duyulan ilgi evrimsel bir gereklilik ve evrensel bir geçerliliktir; ancak boşinançlara saplanmak gerçek bilgiye ulaşamayan, bilgi edinme kültürünü kendinde yerleştirememiş birey ve toplumların işidir.

Teorilerin ne işe yaradığı ve gerçeklik payına iye olup olmadıkları sorularının yanıtı aynıdır. UFO’lar, 51. Bölge, dünyayı yöneten satanistler gibi gizemli savlar, emperyalizmin dolaylı dolaysız ürünleridir. Özellikle UFO safsatalarının yayılması için ABD bir istihbarat eylemcesi inceliğinde ve özeninde davranmış, seçilmiş araştırmacıları dikkatle yönlendirerek ABD kamuoyunu ‘ABD ve UFO’lar arasındaki gizli bağlaşma’ya inandırmaya çalışmıştı.

Benzer yönlendirmeler Soğuk Savaş döneminde ABD ve Rusya arasında da çokça yaşanmış, dünyanın bir bölümü bir savın, diğer bölümü diğer savın arkasına katılarak yönlendirilmişti.

*

Böylesine etkili bir bilgi kirliliğinin yararları saymakla bitmez. En büyük yararı, iletişim araçlarında ve kültürde tekelleşmeye dayanarak tüm dünyayı boşinançlara boğmaktır. Böylece hem küçük ölçekte gizlemek istenen gerçek komploların üstü örtülür, hem de daha önemli olarak, dünyadaki kötüye gidişe karşı gelişmesi olası bilincin kolu kanadı kırılır. Sınıfsal, toplumsal, tarihsel çıkarımların yerini sürüngen paranoyaları alır, uluslararası ilişkilerin yerini mafya filmlerinden aparılan kümelerarası çatışma açıklamaları. Uygarlık birikimlerini evire çevire incelemenin yerine ‘dünyayı yöneten tek bir halk’ sanrıları geçer. Değerlendirmeler, sağlaması yapılabilir bilimsel yöntemden uzaklaştıkça, varılan sonuçlar ve kalkışılan tepkiler de nesnellikten ve gerçekçilikten uzaklaşır. Güncel, geçmiş ve gelecek bir bütün olarak somutça kavranamaz, çevrede gerçekleşen şeyler gittikçe elle dokunulur, gözle görülür olmaktan çıkar.

Komplo teorileri üşengeç zihinlerin kültürüdür. Gerçek sanatla ilgilenmek düzey gerektirir ama Jay-Z’nin ellerinin biçiminden anlam çıkarmak insanı yormaz. Gizciliğin, toplumsal davranışbilimin derinlerine inmek, mitoloji okumak, tarihsel araştırmalara dalmak özveri gerektirir ama Rotschild’lerin malikanesinde müzisyen kurban edildiğine inanmak daha kolay ve daha eğlencelidir.

Aldanmamak gerekir; emperyalizm, sömürü ve tekelci seçkinlerin egemenliği gerçektir. Kuramsal sağlaması, verilerle açıklanması, yöntembilimsel eleştirisi olanaklı olmanın ötesinde gereklidir. Her şeyden önce de gerçek komplolara karşı ayakta durabilmek için gereklidir.

Bilim, öncelikle bir düşünüş biçimidir ve sömürüye karşı tüm toplumsal devrimlerin itici gücüdür. Ulusal kurtuluş savaşları çağının öncü düşüngüsü, bunu 1931’de şöyle dile getiriyordu: “Biz her zaman gerçeği arayan ve onu buldukça ve bulduğumuza inandıkça açıklamaya yüreklilik gösteren adamlar olmalıyız.”

Paylaş

Yazar Hakkında

Can Güçlü

Yorum yapabilirisiniz

twelve − 12 =