Çokeşliliğe Cezayı Kaldıran Anayasa Mahkemesi

0

İstiklal Caddesi’nde meydana gelen korkunç terör saldırısının ardından, patlamanın gerçekleştiği yere fakir olan milletin ‘karanfil’ bıraktığını ama kendisinin ‘gül’ bıraktığını söyleyen Ali Ağaoğlu’nun yaptığı açıklamada satır arasında geçen “ortanca hanım” ifadesi kamuoyunun gözünden kaçmadı ve çokeşlilik tartışmaları başlattı. Peki çokeşliliğe bu kadar tepki gösteren halkımız, yaklaşık 10 ay önce Anayasa Mahkemesi’nin çokeşliliğe karşı gösterdiği tutumu biliyor ya da hatırlıyor mu?

27 Mayıs 2015 tarihinde Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmeden önce Türk Ceza Kanunu’muzun iki fıkrası vardı ve diyordu ki: Aralarında evlenme olmaksızın, evlenmenin dinsel törenini yaptıranlar hakkında iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilir. Ancak, medeni nikah yapıldığında kamu davası ve hükmedilen ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar. Evlenme akdinin kanuna göre yapılmış olduğunu gösteren belgeyi görmeden bir evlenme için dinsel tören yapan kimse hakkında iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilir.”

Sözün özü, dini nikah kıymak için resmi nikahlı olmak şartı aranıyordu. Resmi nikahla ilgili belgeyi göstermeden dini nikah kıydıran eşlere ve nikahı kıyan din görevlilerine ise hapis cezası veriliyordu. Dini nikah kıymak yasak değildi, resmi nikah olmadan dini nikah kıymak yasaktı. Gayri resmi evliliklerin önlenmesi sağlanıyordu.

Birden fazla eşle resmi nikah kıyılması mümkün olmadığı için, birden fazla eşle dini nikah kıymanın da imkanı kalmıyordu böylece. Bir şekilde dini nikahla evlenmiş olanlar tespit edilir ve hapis cezası alırsa, resmi nikah kıyılması halinde cezaları düşüyordu. Yani kanun, aslında resmi nikaha ve dolayısıyla da tekeşliliğe teşvik ediyordu.

24 Kasım 1999 tarihinde o zamanlar Ahmet Necdet Sezer’in başkanı olduğu Anayasa Mahkemesi, bu kanuna ilişkin benzer bir iptal talebini oybirliği ile reddetmiş, kanunun Türk analarını ve çocuklarını koruduğunu, kamu düzenini sağladığını belirtmişti. Laikliğin temeli olan Medeni Kanun’un uygulanabilmesi için de bunun şart olduğu ifade edilmişti. Ancak 25 Mayıs 2015’te, kanunun bu fıkraları, bu dönemin Anayasa Mahkemesi tarafından oy çokluğu ile iptal edildi.

Resmi nikah için yaş şartı olduğundan ötürü resmi nikah nedeniyle çocuk gelinlerin ortaya çıkması mümkün değildir; fakat dini nikah için “yatakta bir defa kan görmeyi” yeterli bulan din ve çocuk istismarcıları, çocuk gelinlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu çocuk gelinlerin önemli kısmı ise karnında bebekleri ile birlikte hamilelik sırasında ölmektedir.

Yalnızca resmi işlemler kayıt altına alınabildiği için ve resmi nikahlı “çocuk gelin” olamayacağı için, istatistiklere dayanan kesin bir “çocuk gelin sayısı” vermek mümkün değildir. Fakat çeşitli uzmanlar tarafından Türkiye’de 181.000’in üzerinde çocuk gelinin olduğunun söylendiği ve din istismarcılarının çokeşlilik yönünde propagandalarda bulunduğu bir dönemde, Anayasa Mahkemesi’nin “Resmi nikah dışı evlilikler, zaten hukuken sonuçsuzdur. Bu kadarı yeterlidir, ayrıca bir cezaya gerek yoktur. Hem nikahsız birlikte yaşayanlar da var, onlara ceza verilmiyor.” mealindeki bir açıklamayla bu cezayı iptal etmesi, tarihe geçecek bir hukuk ayıbımız olacak.

Ve o tarih, Devrim Kanunları’nın korunması, hakların kötüye kullanılmasının engellenmesi, anne ve çocuk mağduriyetinin önüne geçilmesi gibi pek çok haklı gerekçeyle, kanunun iptal edilmek istenen bu fıkralarını savunarak iptal işlemine karşı red oyu veren sayıca azınlıktaki AYM üyeleri Recep Kömürcü, Serdar Özgüldür, Serruh Kaleli, Osman Alifeyyaz Aksüt’ü de hatırlayacaktır.

***

Türkiye laiktir; fakat laik kalması için söylenmekten fazlası gerekir.

 

Paylaş

Yazar Hakkında

Üçüncü Şahıs

Yorum yapabilirisiniz

10 + eleven =