Avrupa Birliği ve Kadın Hakları

0

Bir erkeği okutursanız, bir kişiyi aydınlatırsınız.

Bir kadını okutursanız, bir toplumu aydınlatırsınız.

Hacı Bektaşi Veli.

Bir toplumun sosyal alanda yaşayacağı değişimlerde, kadının ne kadar rolü olduğunun gösteren önemli bir söz. 19 Şubat günü, Kdz.Ereğli ilçesi, CHP Teşkilatı Kadın Kolları Başkanlığı’nın daveti üzerine bir söyleşiye katıldım. Konferans konuşmamın konusu “Avrupa Birliği Müktesebatı ve Kadın Hakları” idi. Salon dolu ve dinleyicilerin yarısından çoğu bayan dinleyicilerdi. Pür dikkat anlatımlarımı dinlerken şunun farkına vardım. Bu damar tuttu. Laiklik damarı tuttu. Kolay bir şey değil bu. Kadınlarımız artık geriye dönmek istemezler. Sosyal alandaki değişimlerde kadınlarımızın geçmişten günümüze önemli sorumluluklar aldıklarını ve bundan sonrada alacakları kararlılığını gördüm. Avrupa Birliği’nin birincil hukuki kaynağını oluşturan antlaşmalar, doğrudan hukuki düzenlemelerdir. İkincil hukuki kaynağı ise yönergeler (direktifler) dir. Avrupa Birliği’nin anlaşmalarındaki hukuki kaynakları birlik üyesi her ülke anlaşma sonrası, 10 yıl içinde kendi iç hukuki düzenlemelerine uygulamak zorundadırlar. Avrupa Birliği’nde, Kadın – Erkek eşitsizliği, Cinsiyet ayrımcılığı gibi konuları bir ” demokrasi ve insan hakları sorunu” olarak görmüş ve 1957 Roma Antlaşmaları ile başlayıp sonraki anlaşma maddeleri ve yönergelerle güvence altına almıştır. Bunlar başlıca; – Siyasi, ekonomik ve toplumsal alanlarda kadın- erkek eşitliğinin sağlanması. – Kadının işgücü piyasasına katılımı ve eşit işe, eşit ücret prensibinin uygulanması. – Kadınlara yönelik genel eğitim ve meslek eğitimi olanaklarının sağlanması. – Kadına yönelik şiddet ve tacizin önüne geçilmesi, cinsiyete dayalı ayrımcılığın kaldırılması gibi başlıklarda toplayabiliriz. Uluslar arası insan haklarının bir parçası olan kadın hakları Avrupa Birliği mevzuatında önemli bir yere sahiptir. İnsan hakları perspektifinden bakıldığında konun özünü toplumsal cinsiyet eşitliği oluşturmaktadır. Avrupa Birliği, anlaşmalar ve direktiflerle güvence altına aldığı kadın haklarını, yine kurumsal yapıda oluşturduğu komisyonlar üzerinden denetimini ve takibini yapmaktadır. Bu komisyonlar başlıca şunlardır. – İstihdam, Sosyal İşler, Fırsat Eşitliği, Kadın-Erkek arasında Eşitlik komitesi. – Cinsiyet eşitliği ve Kadın Hakları Parlamenter Komisyonu. – İstihdam ve Sosyal İşler Parlamenter Komisyonu. – Kişisel Özgürlük, Adalet, ve İçişleri Parlamenter Komisyonu. Konferans konuşmamı bu başlıklar ve direktifler üzerinde sürdürüp sona geldiğimde, salonda bir umudun oluştuğunu, kadın dinleyiciler de bir heyecanın yükseldiğini gördüm. Sonrasında, soru – cevap bölümünde onlarca güzel sorular içinde bir bayan dinleyici; bu yasaların Türkiye´de hukuki düzenlemelere koyulduğunu düşünelim, bunlar uygulanabilecek mi? Biz Avrupa´daki kadın hakları düzeyine yalnızca bu hukuki düzenlemelerle gelebileceğimizi mi sanıyorsunuz, diye sordu. Böyle bir soruya; hukuki düzenlemelerle beraber bir “zihniyet devrimi” yapmamız gerektiğini belirttim. Öncelikle kadınlarımızın, kendilerini karşı cinse ispat ettirme anlayışından kurtulması gerektiğini ifade ettim. Kadınlarımızla beraber sürdüreceğimiz bu demokrasi mücadelesinin başarıya ulaşabileceği hissine ve umuduna vararak konferansa son verdim. Umut, ne kadar uzaklarda olsa da insanlığın her zaman varmak isteyeceğidir.

Paylaş

Yazar Hakkında

Erdal TEKİN

Yorum yapabilirisiniz

two × two =